Dünya

Dünden Bugüne Libya İç Savaşı

Libya İç Savaşında Mevcut Durum

Libya Sorununu nedir?

Bu yazımızda son günlerde ulusal ve uluslararası basında adı sıkça geçen bu ülkenin neden bu kadar önemli olduğunu, tarihini, Libya iç savaşını ve Türkiye ile olan ilişkisini inceleyeceğiz

Libya Neden Önemli?

2000 yılından itibaren Doğu Akdeniz bölgesinde zengin doğalgaz kaynakları tespit edilmeye başlandı. Bu tarihten itibaren ise bölge çeşitli güç odakların mücadelesine şahit oluyor. Bu güç mücadelesinin en önemli unsurlarından biri ise tabi ki Libya hatta Libya için kısaca Doğu Akdeniz’in kilidi dersek abartmış olmayız.

Doğu Akdeniz Neresidir ya da Nereye Doğu Akdeniz Diyoruz?

Dursun Yıldız’ın  Akdeniz’in Doğusu kitabından alıntılarsak. Doğu Akdeniz; Tunus’daki Bon Burnu ile İtalya’ya bağlı Sicilya Adası’nın batıya uzanan ucundaki Lilibeo Burnu arasında çizilen hatta diyoruz. Bu tanımlamaya istinaden Doğu Akdeniz; İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, Libya ve Tunus kıyıları ile çevrilidir.

Doğu Akdeniz Haritası

Libya Tarihi ve Osmanlı Dönemi

Yunanlılar tarafından kurulduğu tahmin edilen Libya uzun süre Roma imparatorluğunun bir parçası olarak kalmıştır. İslam ordularının Mısır’ı fethinin ardından batıya doğru fetihlere devam etmesi ile Libya’nın yerli berberi halkı zaman içinde Müslümanlaşmıştır. Libya da Müslüman hakimiyeti, İspanyolların Endülüs devletini yıkmasından sonra yönlerini Kuzey Afrika’ya yöneltmesi ile son bulmuştur. 1510 yılında İspanyolların hakimiyetine geçen ülke daha sonra Şarlken tarafından Rodos’tan sürülen Sen Jan Şövalyelerine (Rodos Şövalyeleri) verilmiştir. 41 yıl süren Hristiyan hakimiyetinden sonra 1551 yılında Kaptan-ı Derya Sinan Paşa ve Turgut Reis komutasındaki Osmanlı donanması Libya’yı fethetmiştir.

Büyük Türk Denizcisi Trablus Beylerbeyi Turgut Reis

Libya’nın İtalyanlar Tarafından İşgali

400 Yıllık Pax-Ottoman( Osmanlı Barışı) sürecinden sonra Osmanlı’nın zayıflayan merkezi otoritesinden faydalanmak isteyen İtalya, İngiltere’nin onayı ve bilgisi ile Libya’ya asker çıkararak işgale başladı. O dönem Libya’ya donanma gönderme ihtimali olmayan Osmanlı çok seçkin subaylarını kara yolu ile Libya’ya göndermiştir. Gönderilen subayların birçoğu o dönemin MİT’i olan Teşkilat-Mahsusa’nın mensuplarıydı. Giden birliğin komutanı olan Enver paşa haricinde diğer kahraman mücahitler ise  başta Mustafa Kemal Paşa, Nuri ve Halil Paşalar, Ali Fethi Okyar, Kuşçubaşı Eşref ve Hacı Selim Sami, Kel Ali lakaplı Ali Çetinkaya, ilk tayyareci şehitlerden Sadık Bey, Çerkez Reşit Bey, Süleyman Askeri, Fuat Bulca, Yakup Cemil, Nuri Conker, Rauf Orbay, Mim Kemal Öke ,ünlü seyyah Abdurreşit İbrahim dir. Bu kahraman subaylar ellerinde bir ordu olmadan sadece oradaki yerel halkı ayaklandırarak 200 bin kişilik İtalyan ordusunu Libya’ya sokturmamışlardır. Libya’da edindikleri tecrübeler ileride Kurtuluş savaşında kullanılarak bugün kurduğumuz devletin temeli olacaktır. Bu gizli operasyon başarılı olabilirdi fakat Osmanlının anavatanı yani Balkanlar’da çok büyük ve acımasız bir savaş başladığı için bu kahramanlar Libya’yı İtalyanlara bırakarak dönmek zorunda kalmışlardır. Hatta dönerken de Rodos ve 12 adaları da geçici himaye için İtalyanlara bırakmışlardır. Fakat bir daha almak nasip olmamıştır.

Libya’ya Gönüllü Giden Türk Subayları Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşa ve Diğer Kahraman Subaylarımız

Osmanlı Sonrası Libya

Şeyh Ahmed Şerif Senusi Dönemi

Şeyh Ahmet Senusi Kimdir?

Osmanlı Subayları tarafından eğitilen kahraman Libya halkından Senusi Şeyhi Ahmet Şerif, Enver Paşa’nın ve diğer subayların ülkeyi terk etmesine çok üzülmüştür ve Osmanlı’nın İtalya ile yaptığı anlaşmayı tanımayacağını beyan ederek mücadeleye devam etmiştir. Bu mücadele süresince İtalyanlara karşı çok başarılı da olmuştur. Birinci Dünya savaşı boyunca da mücadelesi devam etmiştir. Birinci Dünya savaşı devam ederken Enver Paşa’nın teşviki ile Mısır’da bulunan İngiliz güçlerine saldırmış hatta ilk dönemde başarılı da olmuştur. Fakat bir süre sonra İngilizler mücadeleyi kazanmıştır. Savaş sonrası yerini yeğenine bırakmış ve teşkilat-ı Mahsusa mensubu olarak Enver Paşa’nın daveti ile İstanbul’a gitmiştir.  İstanbul’da kaldığı süre boyunca Sultan Vahdeddin’in Eyüp Sultan Camiinde kılıç kuşanma törenini yönetmiştir. Vezirlik verilmiş ve büyük saygı gösterilmiştir.

Şeyh Ahmet Es Senusi

Kurtuluş Savaşında Libya’nın Etkisi

Şeyh Ahmet Senusi’nin Atatürk ile ilişkisi

Atatürk’ün görüşlerini kendi dilinden yazarsak;

“Sünusi teşkilatı diğer teşkilatlar gibi sadece bir tarikat değildir; bu tarikat insanlığı İslamiyetin saadet yolunda yürütmeye yönelik esaslı bir teşkilattır. Bu gece huzurlarıyla müşerref olduğumuz zat, İslam aleminde büyük bir esasa dayanan mukaddes bir teşkilatın başında bulunan yüce bir zattır. (…) Benim ve arkadaşlarımın gözlerimizle gördüğümüz gibi Sunusiler Afrikada insaniyet ve medeniyet ve hayatta inzibat hususunda öncü omuşlardır. Dolayısıyla bundan sonra kendilerinin İslam alemine yapacakları hizmetler, şimdiye kadar olan hizmetlerini taçlandıracaktır. Ve bu sayede Türkiye devletinin, bütün İslam cihanının dayanak merkezi olan Türkiye devletinin de sağlamlaştırılmasına hizmet etmiş olacaklardır. Seyid Ahmet Şerif Sünusi Hazretlerinin gelecekteki hizmetlerine şimdiden gerek şahsım ve gerek TBMM namına teşekkür arz eylerim.”

Şeyh Ahmet Senusi Atatürk’ün Daveti Üzerine Ankara’da

Şeyh Ahmet Senusi’nin Atatürk ile Libya’dan başlayan çok yakın bir ilişkisi vardır. Libya’ya gönüllü giden mücahitlerin arasında olan Mustafa Kemal Paşa o dönem çok yakın çalıştığı Şeyh Ahmet Senusi’yi 15 Kasım 1920’de Ankara’ya davet etmiştir. Şeyh Ahmet Şerif Ankara’da 10 gün kalmıştır. Milli mücadeleye büyük destek verdiği bilinmetedir. Atatürk’ün savaşı kazanacağını rüyasında gördüğünü iletmiş ve bununla ilgili bir telgraf çekmiş ve şunları yazmıştır  “Gözlerinizden öper ve arz-ı hürmet eylerim, biz tek bir şahıs gibiyiz, aramızda ayrılık görmüyorum. Düşmanın bozguna uğrayarak perişan olduğunu evvelce rüya âleminde görmüş ve bunun müjdesini zât-ı devletlerine arz etmiştim”

Atatürk Şeyh Ahmet Senusi’nin Hediye Ettiği Libya Yerel Kıyafetleriyle Milletvekilleri Arasında

1 Şubat 1921 Sivas İslam Kongresi

Milli mücadele devam ederken Sivas’da İttihadi İslam ya da diğer adıyla İslam birliği konferansı düzenlenmiş ve bu konferansı Şeyh Ahmet Senusi yönetmiştir. Ahmet Senusi’nin tüm Müslüman dünyasında çok büyük bir itibarı vardı. Atatürk bu konferans ile Müslüman dünyasının Anadolu direnişine olan desteği artırmayı hedeflemiştir. Bu konferans sonrasında özellikle Hint Müslümanları(Pakistan) arasında büyük yardımlar toplanmıştır.

O konferansta konuşmasından bir metin şöyledir.

“Ey Anadolu’nun kahraman İslam mücahitleri ! Siz olmasaydınız bina-ı İslam yıkılırdı. Siz bugün Kur’anı yaşatıyorsunuz. Her tarafınızı düşman sarmışken hiçbir şeyden yılmayarak gaza meydanlarında can veriyor, İslam’ı müdafaa ediyorsunuz. Bu ne büyük şereftir.

Siz yalnız değilsiniz. Yüzlerce milyon Müslüman gözelerini size dikmiştir. Sizin düşmana göğüs gererek metanet göstermeniz bütün İslam aleminde bir uyanış yaratmıştır. Her tarafta Müslüman milletler kımıldıyor, istiklallerini müdafaa ediyor, üzerlerindeki zulüm ve küfür kabusunu atmaya çalışıyor.

Siz İslam’ın gözbebeğisiniz, siz Allah’ın tevkifine mazhar bir Milletsiniz. Muhakkak galibiyet İslam’ındır, fetih ve zafer yakındır… Aman kardeşlerim! Sabır ve sebatta devam ediniz, sakın aranıza ihtilaf düşmesin…”

Atatürk daha sonra Irak ve Suriye’de Ahmet Senusi’den yardım istemiş. Orada bulunan Arap aşiretlerini İngilizlere karşı birleşmeye teşvik etmiştir. Kürt isyanlarını bastırma konusunda desteğini almak istemişlerse de başarılı olamamıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra ise sessizce inzivaya çekilmiştir. Fakat Hanedean mensupları ile ilişkisi nedeniyle ülkeyi terk etmesi istenmiş ve Şam’a yerleşmiştir. Burada da varlığının Fransızları rahatsız etmesi sebebiyle Hicaz’a gitmiştir. 1933’yılında Medine’de vefat etmiştir.

Ayrıntılı bilgi : https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/102093

Modern Libya Dönemi

İdris Senusi Dönemi

Konuya geri dönersek, Şeyh Ahmet Senusi, Libya’dan ayrılırken yerini amcasının oğluna bırakmıştı. Birinci Dünya savaşı sonrası önce İngilizlerle sonra İtalyanlarla anlaşan İdris Senusi bir şekilde iktidarda kalmıştır. İtalya İkinci Dünya savaşında yenilince, savaş sonrası dünya düzeni bağımsız bir Libya’yı desteklemiştir. İdris Senusi 1. Libya kralı olarak tahta geçmiştir.

Libya Kralı İdris Senusi

Libya Türk Başbakanı – Sadullah Koloğlu Kimdir?

Bu Dönemde Libya ve Türkiye’nin Birleşmesi Görüşülmüştür

Bu dönem çok ilginç bir olay yaşanmış ve Türkiye de kaymakamlık yapan Sadullah Koloğlu başbakan olarak Libya’ya gitmiştir. Daha sonra çeşitli bakanlıklar da yapan Sadullah Koloğlu’nun mezarı da Libya’dadır. Bu dönemde Libya’nın Türkiye ile birleşmesi dahi görüşülmüştür. Kral İdris Türkiye’de bulunduğu bir dönem genç subaylar tarafından bir darbe ile tahttan indirilmiş ve bir daha ülkesine dönememiştir. Bu genç subaylardan iki tanesinin adı hiç unutulamayacak. Birincisi Muammer Kaddafi diğeri ise onun o dönemki sağ kolu Halife Hafter…

Muammer Kaddafi Dönemi

1942 doğumlu olan Kaddafi 1959 yılında daha 17 yaşındayken Özgür Subaylar Hareketi isimli gizli bir örgüt kurar. Bu örgüt ile mevcut İdris Senusi Krallığını yıkarak yerine kendi dünya görüşüne göre bir iktidar kurmayı hedeflemektedir. 1969 yılında Kral İdris Türkiye’de tedavi görürken, bir darbe ile iktidar ele geçirir.  İki kutuplu dünyada ABD’nin Kaddafi İktidarını çok hızlı bir şekilde tanıması ile birlikte Kral İdris bir daha ülkesine dönemez fakat Kaddafi’nin de bu tanıma olayına rağmen ABD ile ilişkileri hiçbir zaman iyi olmaz. Kaddafi’nin yeni rejimi Sovyet Rusya destekli Sosyalist İslam Devletiydi. Kaddafi bu darbeyi yaparken en yakınındaki Halife Hafter isimli bir başka genç subaydır. Yazının ilerleyen kısımlarında Hafter’den daha detaylı bahsedeceğimiz için şimdilik Kaddafi’ye dönüyoruz.

Muammer Kaddafi Genç Bir Subay

Muammer Kaddafi Libya’da gerçekten muazzam bir zenginlikte bir devlet kurmuştur. Ülkede bulunan yabancı petrol şirketlerini ülkeden çıkarmış. Ülkenin zenginliğini halka dağıtmıştır. Ülkenin tüm halkı maaş alıyor, eğitim, doğalgaz, elektrik vs ucuzdu. Nerdeyse herkes ev sahibiydi. İsteyenlere çok uzun vadeli sıfır faizli kredi verilebiliyordu. Her şeyi mükemmel olarak anlatıyorum fakat gerçekten de öyleydi. Kaddafi’nin sert bir diktatör olması, muhaliflere acımasız davranışları ve en önemlisi Libya da ki halkın bireysel davranışlar yerine geniş kabilelerin aldıkları kararlar ile hareket etmesi iç savaşa neden olmuştur. Krallık döneminde başkent olan Bingazi yerine başkentin Trablus’a taşınması Bingazi kabilelerin yönetimden dışlanması ve Hafter’in Bingazili olması orada ki ABD yani CIA etkisi ile halkı provoke etmeleri bence iç savaşın en önemli sebebidir.

Savaş önce 93.000$ Kişi Başı Geliri olan Libya Halkı Şimdilerde 6000$ Civarında

Libya lideri Muammer Kaddafi son derece faklı bir kişilikti 2008 yılında Arap Birliği toplantısında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in idam edilmesi ile ilgili efsane bir konuşma yapmıştı. Bir çok kişi için onun sonunu getiren olay bu konuşmaydı.

Kaddafi ve Hafter’in Aralarının Bozulması

Tarih 1987 yılını gösterirken Dünya Savaş literatürüne yeni bir şey eklenecektir. Toyota Savaşı! Libya’nın modern ordusunun teknolojik tanklarına karşı Fransız destekli Çad birlikleri Toyota pikapların arkasına yerleştirdikleri ağır silahlarla üstün geliyordu.  Çad’da bulunan Libya birliklerinin komutanı Halife Hafter Çadlılara esir düştü. Bu olaydan sonra Kaddafi Çad ile anlaşarak birliklerini geri çekerken, Hafter’in bilerek yenildiğini söyleyerek Hafter’i vatan haini ilan eder.

Kaddafi’ye Arkadan sarılmış olan Hafter Eski Mutlu Günlerden Bir Kare

İç Savaş Dönemi

Halife Hafter’in Başkaldırması.

Hafter ise Çad yönetimi ile anlaşarak Muammer Kaddafi’ye muhalefetini ve onu devirmek istediğini iletir. Kaddafi’ye karşı Çad’da bir ordu kurar fakat o yıllarda soğuk savaş bittiği için umduğu desteği bulamaz. ABD’ye sığınma talebinde bulunur. Kaddafi karşıtı hareketlerini artık ABD’den yönetecektir. 1993 yılında Kaddafi’ye karşı yapılan başarısız darbe sebebiyle ülkesinde idama mahkum edilir. 2011’e kadar ne yaptığını bilmiyoruz fakat bu tarihte memleketi Bingazi’ye dönerek iktidarı ele geçirmeye çalışmış fakat yine başarılı olamadı fakat Kaddafi’nin devrilmesine yardımcı olmuştur. Başarısız olarak iktidarı ele geçiremeyen Hafter tekrar ABD’ye döndü. Ülkesinde bir türlü iktidarı ele geçiremeyen Hafter her seferinde daha güçlü dönüyordu. 2014 yılında tekrar Bingazi’ye döndü ve burada Tobruk hükümetini kurdu. Mısır, BAE ve Suudi Arabistan finansmanı Fransa ve ABD’nin gizli desteği ile Fizan Bölgesini ele geçirdi ve başkent Trablus’a yürüdü.

Çad Toyota Savaşında Esir Düşen Halife Hafter 1 Numaralı Tutuklu

Artık her şey Hafter’in lehine işlemeye başlamıştı. Ülke haritasının büyük bir bölümünü ele geçirmiş fakat Trablus da hala ülkenin BM’de resmi olarak tanınan bir hükümet vardı. Fayiz-Es Sarrac!

Fayiz-Es Sarrac Kimdir?

Fayiz-Es Sarrac Libya’nın en köklü ailelerinden birinin mensubudur. Türk asıllıdır ve soyu Manisa’ya dayanmaktadır. Kaddafi Döneminde Konut bakanlığındaki bir bürokrattı. 2016 yılından beri Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin başkanıdır.

Fayiz Es Sarrac ve Recep Tayyip Erdoğan

Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın Hafter’i desteklemesi ve Hafter’e bağlı güçlerin Başkent Trablus’a yürümesi ile birlikte Sarrac hükümeti çok iyi ilişkilerinin olduğu Türkiye’den destek istemiştir.

Türkiye’nin Libya’ya Asker Göndermesi

19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir gemi ile başlayan modern Türkiye’nin hikayesinden tam yüz yıl sonra, yine aynı yer, yine aynı tarih ve yine bir gemi ile bambaşka bir hikaye başlıyordu. Tek farkla bu geminin adı Bandırma değil Amazon’du.

Türkiye, eski dostunu ve kardeşinin yardım çağrısını boş çevirmemiş, zırhlı araçlar, silah ve mühimmat dolu Amazon isimli büyük bir kargo gemisini Samsun’dan kardeşlerine göndermişti. Amazon isimli bu gemi 19 Mayıs 2019’da Libya sahillerine ulaştı. Hafter’in saldırıları bu araçlar ve mühimmatlarla durduruldu. Hatta Hafter’in finansörlerinden Birleşik Arap Emirlikleri’nin en meşhur sunucusu Necva Kasım,  Hafter’in Sözcüsü Mismari’den canlı yayında hesap sormuştu.

Necva Kasım şöyle soruyordu ”Sizi Trablus’da durduran nedir. Sayı, ekipman, teçhizat nedir? Çatışma çok uzadı.

Mismari Çaresizce şöyle diyebildi –  Türk subayların kullandığı bir top var. O girmemizi engelliyor.”

Necva Kasım şaşkınlıkla Yani tek bir top mu sizi durduruyor?”

Necva Kasım’ın Mismari’nin Cevabı Karşsında Şok Olması

Hafteri ve sözcüsü Mismari’yi rezil eden Necva Kasım 3 Ocak 2020’de Dubai’deki evinde ölü bulundu.

Hafter’in ve arkasındaki devletlerin hesapları bozulmuştu. Tüm güçleri ile tekrar saldırıya geçtiler. Fakat Türkiye bu sefer Meclisten tezkere geçirerek, teçhizat ve zırhlıları ile değil bizzat sahaya girecekti.

Türkiye 99 yıl önce ülkenin kurucusunun Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olarak gittiği topraklara bugünün Teşkilat-ı Mahsusası(MİT) ile gidiyordu. Cumhurbaşkan’ı yeni MİT binasının açılışını yaptığı günün ertesinde bunu canlı yayında açıkladı. Bu Türkiye’nin değişen vizyonunda gösteriyordu. Bugün yapılan bu kritik hamle Libya halkının makus talihini değiştirecek mi? Yoksa defalarca Libya’da başarısız olan Hafter’in başarısı ile mi sonuçlanacak. Gerçeği zaman gösterecek…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı